Gece, aydınlık bir kafenin içinde tek başına oturan bir kadın; önünde bir fincan, camın ardında karanlık. Burada tarif ettiğim Hopper’ın Automat tablosu…Tablo bize onun hayatını anlatmaz. Birini bekleyip beklemediğini, üzgün olup olmadığını, yalnızlığı seçip seçmediğini bilemeyiz. Ancak hayatı algılayış biçimlerimiz, beklentilerimiz üzerinden tahminlerde bulunuruz.
Hayatımızdaki İnsanları Değil, Onların Yanında Olmayı Umduğumuz Kişiyi mi Özlüyoruz?
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Gece, aydınlık bir kafenin içinde tek başına oturan bir kadın; önünde bir fincan, camın ardında karanlık. Burada tarif ettiğim Hopper’ın Automat tablosu…Tablo bize onun hayatını anlatmaz. Birini bekleyip beklemediğini, üzgün olup olmadığını, yalnızlığı seçip seçmediğini bilemeyiz. Ancak hayatı algılayış biçimlerimiz, beklentilerimiz üzerinden tahminlerde bulunuruz.
İçeriğin Devamı Aşağıda
Reklam

Seanslarımda açık arayla en çok konuştuğumuz konulardan biri yalnızlık… Depresif duygu durum, öfke, sınır koyamama, kaygı problemleri ile gelen danışanların terapilerinin bir noktasında bu konuya bir noktada temas ediyoruz.
Yalnızlığı kendi ile baş başa kalma, dinlenme ve konfor olarak gören insanların yanı sıra bir tehdit olarak algılayanların sayısı hiç de az değil. “Yalnızlığı nasıl tanımlarsınız?” diye sorduğumda; terkedilmiş olma, bir başına kalma, çaresizlik, sevgisizlik gibi olumsuz anlamlar üzerinden ifade ediliyor.
Toplum yalnızlığı çoğu zaman bir eksiklik gibi tanımladığı için, insanlar yalnız kalmayı bir başarısızlık olarak algılıyor. Oysa yalnızlık her zaman kaçınılması gereken bir durum değil; bazen seçilmiş bir yaşam alanı, bazen de kişinin istemediği halde içinde kaldığı bir durum. Bu ayrımı yapamadığımızda sırf yalnız kalmamak için bize iyi gelmeyen ilişkilerde kalabiliyoruz.
Tıpkı bu tablodaki kadını “üzgün, yalnız” olarak yorumladığımız gibi bir insanı yalnız gördüğümüzde neden onun mutsuz olduğunu varsayıyoruz?
İçeriğin Devamı Aşağıda
Reklam
İnsan bazen ilişkinin kendisinden değil, ilişki bittikten sonra karşılaşacağı boşluktan korkar. Bu yüzden;
“Beni gerçekten mutlu ediyor mu?” yerine, “Ya bir daha böyle birini bulamazsam?” diye düşünmeye başlar. Ya da; “Bu ilişkide kendim olabiliyor muyum?” yerine, “En azından hayatımda biri var.” diyebilir.
Bazen bir ilişkiyi sürdürme nedenimiz onu istememiz değil, ilişki bittikten sonra ne olacağından korkmamızdır. Bu da sınır koymayı zorlaştırır. Burada ironik olan şu; yalnız kalmamak için girdiğimiz veya sürdürdüğümüz bir ilişki, bizi daha da yalnızlaştırabilir.
Karşımızda biri vardır ama görülmeyiz. Konuşuruz ama anlaşılmayız. Bir ilişkimiz vardır ama ihtiyaçlarımızı söylemeye çekiniriz. Kişi fiziksel olarak yalnız değildir; duygusal olarak yalnızdır.
Peki Yalnızlık Gerçekten Kötü mü?
Bu soruya cevap ararken burada bir şeyi birbirinden ayırmak gerekiyor:
Yalnız olmakla yalnız bırakılmak aynı şey değil. İnsan bazen yalnızlığı seçer. Kendi alanına, sessizliğine, özgürlüğüne ihtiyaç duyar. Bazen de hayatında insanlar, yakınlık ve bağ istediği halde bunlara ulaşamaz. Birincisi seçilmiş yalnızlıktır. İkincisi ise zorunda kalınan yalnızlık. Belki de asıl sorun ikisini birbirine karıştırmamızdır.
Ben Yalnızlığı mı istemiyorum, yoksa yalnız bırakılmayı mı ?Bir insan gerçekten yalnız yaşamaktan memnun olabilir. Ama başka biri “Ben yalnızlığı seviyorum.” derken aslında şunu kastediyor olabilir; “Beni hayal kırıklığına uğratacak insanlara ihtiyaç duymamak daha güvenli.” İşte burada seçilmiş yalnızlık ile savunma olarak yalnızlık arasında ince bir çizgi var. Çizginin iki ucunda savrulmaktansa denge noktasını bulabilmek önemli. Peki bunu nasıl yapacağız?
Yalnızlığı kötü bir şey olarak tanımlarsak, yalnız kalmamak için her ilişkiyi korumaya çalışabiliriz. Ama sağlıklı sınır bazen ilişkiyi bitirmeyi gerektirir. O anda da karşımıza yalnızlık çıkar. Fakat yalnızlıkla karşılaşmak, sağlıksız ilişkide kalmaktan daha kötü olmak zorunda değildir.
Bitirme Noktasında Karar Verme Tuzakları
Zamansal Kotalar: İlişkiyi toplumsal uyumun bir göstergesi ve başarı olarak görmek, kendimize bir yaş kotası koymak. Bunu yaparken de kendi beklentilerimiz ile toplumun bizden beklediğini düşündüğümüz beklentilerini ayıramamak. İlişki bir başarı değildir ya da bizi tanımlayan bir durum da değildir. Olağan akış içerisindeki seçimimizdir.
Gerçek Kişiye Değil, İhtimale Bağlanmak: İlişkinin başındaki güzel anıları, zaman zaman gelen ilgiyi ve “aslında beni seviyor ama gösteremiyor.” Şeklinde tolere etmek. Burada önemli olan sevme kavramı değil, “sevgiyi gösterme biçimi bana uygun mu?” Burada aralıklı pekiştirme kavramından da bahsedebiliriz. Öngörülemeyen aralıklarla gelen ödüller davranışın sürmesini güçlendirebilir. Yani belirsizlik umudu besler.
Yasını Tuttuğumuz Şey Bazen Hiç Yaşanmamış Bir Gelecektir!: Ayrılık yalnızca kişiyi kaybetmek değildir. Birlikte kurulmuş gelecek hayalleri, beklenen özürler, hiç yaşanmamış yakınlık ve “biraz daha sabretseydim belki değişirdi.” düşüncesi de kaybedilebilir. Bugün özlediğiniz şey o insanın size gerçekten yaşattıkları mı, yoksa bir gün yaşatacağına inandığınız şeyler mi?
Yatırım Yapılan İlişkiyi Sürdürme: İlişkiye dair alacaklılık hissi. “Çok fazla emek verdim. Bırakıp gidemem” Bu cümle genelde aşırı fedakarlığın olduğu, sınır koymada zorlanılan ve ilişkinin hayatın merkezinde olduğu durumlarda yaşanır. Sadece ilişki veya partner kaybedilmez. Onunlayken sahip olduğumuz sosyal çevreyi, büründüğümüz benliği de kaybederiz. Dolu bir bardak düşünün ve bu bardağı dolduran tek şey ilişki olsun. Bu çıktığında hissettiğimiz şey büyük bir boşluk olacaktır. O bardağı ilişkideki bireysel alanları koruyarak başka alanlarla da dolu tutmak, aslında bardağın dengeli bir şekilde dolu olması ilişki yasının sadece ilişkiye dair süreçte yaşanmasını sağlayacaktır.
Sevgiyle Umudu Birbirinden Ayırmak: Birini sevmek, onunla kurduğumuz ilişkinin bize iyi geldiği anlamına gelmez. Bir insanın potansiyelini görmekle, mevcut davranışlarını görmezden gelmek aynı şey değildir. Temel soru “Beni seviyor mu?” olmaktan çıkıp “Bu ilişkide gerçekten nasıl hissediyorum ve ihtiyaçlarım karşılanıyor mu? Sorusuna dönüşebilir. Burada şunu da atlamamalıyız. Karşı tarafın bizi seviyor olması, ya da “o aslında iyi bir insan” söylemlerinde iyi bir insan olarak tanımlayabilirsiniz ya da sizi seviyor da olabilir. Ancak bu her zaman ilişkiyi sürdürmemiz anlamı taşımaz. Aynı birey, yaşadığı her ilişki dinamiğinde farklı özellikler ortaya koyabilir. Bu kişinin iyi veya kötü olmasıyla ilgili değildir. İlişki dinamiği ile ilgilidir.
Toplumun Yalnız İnsanlara Bakışı: Çift olan insan “hayatın kurmuş” kabul edilirken yalnız insanın hayatı sanki geçici bir bekleme odasıymış gibi görülüyor. “Ne zaman evleneceksin?” , “Hayatında biri yok mu?”, “Sen de birini bul artık.” Böylece kişi yalnızlığını yalnızca yaşamıyor; toplum tarafından sürekli açıklanması istenen bir eksiklik gibi deneyimliyor. Bakıldığında kişi özelinde olmayan kalıplaşmış sorular olduğunu görüyoruz. Peki, bu soruların hayatımızı etkilemesine izin vermeli miyiz?
Belki de bazen ihtiyacımız olan şey yalnızlıktan kurtulmak değil; yalnızlığımızın gerçekten bize ait olup olmadığını dürüstçe sormaktır. Çünkü bazen yalnız kalmak, kendimizi kaybetmenin bedeli değildir; kendimizi kaybetmemek için ödediğimiz bedeldir. Bu çok paradoksal ama yalnız kalmayı seçtiğimizde sağlıklı ilişkiler kurabilme yolunda ilk adımı da atmış oluyoruz.
İrem Yalçın
Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio
Yorumlar ve Emojiler Aşağıda
Reklam
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!
| # | Наименование новости | Тональность | Информативность | Дата публикации |
|---|---|---|---|---|
| 1 | Haklı Olmak Yetiyor mu? Vicdanımızla Hayatımız Arasında Kaldığımızda Ne Yapmalıyız? | 0 | 7.57 | 19-10-2026 |
| 2 | İnsanların Gözünde Nasıl Birisin? Bu Testte Öğreniyoruz! | 0 | 7.51 | 15-10-2026 |
| 3 | “Büyüdükçe Çoğalacağımızı Sandık, Meğer Yavaş Yavaş Eksiliyormuşuz” | 0 | 8.62 | 20-10-2026 |
| 4 | Sen Yüzde Kaç Spontane Plan İnsanısın? | 0 | 7.9 | 15-10-2026 |
| 5 | Hayatta Kalmaya Çalışırken Kendimizi Hayattan Siliyoruz! | 0 | 8.73 | 20-10-2026 |
| 6 | Üç Yıkamalık Tişörtler ve Yüzeysel Hayatlar: "Vasatlık" Nasıl Yeni Normalimiz Oldu? | 0 | 8.96 | 24-10-2026 |
| 7 | Seçtiğin Enstürmana Göre Kişiliğinin Gizli Kalmış Yönü Hangisi? | 0 | 8.29 | 13-10-2026 |
| 8 | 9 signs someone genuinely enjoys being alone rather than just tolerating it | 0 | 24.8 | 19-08-2026 |
| 9 | Она повернулась лицом к окну и собрала волосы в небрежный ... | 0 | 5.44 | 26-08-2026 |