Вход на сайт

Просмотр новости

Найдите то, что Вас интересует

Göz ardı edilen tehlike: Erken sanayisizleşme

Дата публикации: 24-07-2026 01:00:00

Birbirinden tamamen kopmuş iki Türkiye var.

Основное содержимое страницы с новостью.

Birbirinden tamamen kopmuş iki Türkiye var. Birinde ekranlardan hiç eksilmeyen siyasi polemikler, gözaltılar, sosyal medya tartışmaları, bitmeyen kavgalar... Diğerinde ise üretmeye çalışan, ihracat yapmaya çalışan, yatırımını ayakta tutmaya çalışan gerçek ekonomi... Ne yazık ki ikinci Türkiye’nin sesi neredeyse duyulmuyor.

Oysa İstanbul Sanayi Odası’nın geçen hafta yayımladığı “Türkiye’yi Bekleyen Tehlike: Erken Sanayisizleşme” uyarısı, aslında önümüzdeki on yılların kaderini belirleyebilecek önemde. 

Peki erken sanayisizleşme nedir? Gelişmiş ülkelerde sanayinin milli gelir içindeki payı zamanla azalır. Çünkü önce güçlü bir sanayi oluşturmuş, yüksek teknoloji üretmiş, yüksek gelir seviyesine ulaşmış, ardından bilgi ekonomisine geçmişlerdir.

Türkiye’de yaşanan ise bunun tam tersi. Henüz yüksek gelirli bir ülke olamadan... Henüz yüksek teknoloji üretimini kuramadan... Henüz verimlilik sorununu çözemeden... Sanayi küçülüyor. İşte buna “erken sanayisizleşme” deniyor. İmalat sanayinin milli gelirden aldığı payın yalnızca iki yılda yüzde 19.5’ten yüzde 16.3’e gerilemesi... Bu sıradan bir istatistik değil. Çünkü milli gelir içinde üretimin payı azalırken ticaret büyüyor, inşaat büyüyor, çeşitli hizmetler büyüyor ama ülkenin üretim kabiliyeti zayıflıyor. Bu da uzun vadede; verimliliği, ihracatı, teknoloji üretimini, ücretleri, refahı birlikte aşağı çekiyor.

Bahçıvan’ın söylediği aslında çok kritik: Almanya’nın, Japonya’nın ya da Güney Kore’nin sanayisi ile Türkiye’nin sanayisi aynı nedenle küçülmüyor. Onlar sanayiyi küçültmeden önce zenginleştiler.

Biz ise zenginleşemeden sanayimizi kaybediyoruz. Ve ne yazık ki mesele artık yapısal ve kronik. Sıralayalım: Yüksek finansman maliyetleri, öngörülemez ekonomi, düşük teknoloji üretimi, ithal ara malına bağımlılık, verimlilik sorunu, mesleki eğitimin zayıflaması, gençlerin sanayiden uzaklaşması, sanayicinin yatırım yerine faizi düşünmeye başlaması, uzun vadeli sanayi politikasının olmayışı...

Üstelik mesele yalnızca sanayinin milli gelirden aldığı pay da değil. Asıl soru, o sanayinin ne ürettiği, hangi teknolojiyle ürettiği ve ürettiği değerden ülkeye ne kadar pay bıraktığı. Bugünün dünyasında ülkeler yalnızca daha fazla mal üreterek zenginleşmiyor. Bir ton çelik satmakla, o çelikten ileri teknoloji ürünü bir makine, tıbbi cihaz, robot ya da uçak parçası üretip satmak arasında büyük bir fark var. Birinde fiyatı küresel piyasa belirliyor; diğerinde fiyatı bilgi, teknoloji, tasarım, patent ve marka belirliyor.

KATMA DEĞER DEDİĞİMİZ ŞEY TAM DA BU FARK

Dünya Bankası verilerine göre yüksek teknoloji ihracatı; havacılık, bilgisayar, ilaç, bilimsel cihazlar ve ileri elektronik gibi araştırma-geliştirme yoğun ürünlerden oluşuyor. Türkiye’de ise bu ürünlerin imalat sanayisi ihracatı içindeki payı hâlâ yalnızca yüzde 5 dolayında. Yani ihraç ediyoruz ama büyük ölçüde fiyat rekabetine dayalı, orta ve düşük teknolojili ürünler satıyoruz. Oysa düşük ücret üzerinden kurulan rekabet, ne çalışanı refaha ulaştırıyor ne de ülkeyi yüksek gelir ligine taşıyor. Kalıcı refahın yolu, daha ucuz üretmekten değil, daha akıllı ve daha yüksek katma değerli üretmekten geçiyor. Üstelik sanayi yalnızca fabrika duvarlarının içinde kalan bir faaliyet değil.

UNIDO’nun hesaplamalarına göre imalat sanayisinde yaratılan her bir iş, ekonominin diğer alanlarında ortalama 2.5 ilave istihdam oluşturuyor. Bir fabrika yalnızca işçi ve mühendis çalıştırmıyor; lojistikten yazılıma, tasarımdan bankacılığa kadar geniş bir ekosistemi besliyor. Fabrika kapandığında kaybedilen de yalnızca fabrikanın içindeki işler olmuyor. Bu nedenle sanayisizleşme yalnızca bugünün üretimini değil, yarının rekabet gücünü de aşındırıyor. Üstelik bugün artık sıradan bir teknolojik dönüşüm yaşamıyoruz. Yapay zekâdan robotiğe, biyoteknolojiden ileri malzemelere kadar uzanan yeni sanayi devrimi, ekonomileri yeniden şekillendiriyor. Bu yarışta üstünlük ucuz işgücüne değil; bilgiyi üreten, teknoloji geliştiren ve onu ürüne dönüştürebilen insan kaynağına bağlı.

Ne var ki Türkiye’de eğitim sistemi ile üretim dünyası arasındaki bağ giderek zayıflıyor. Sanayici nitelikli eleman bulamamaktan yakınıyor; gençler ise eğitim gördükleri alanlarda iş bulamıyor. Bir tarafta teknik personel açığı, diğer tarafta işsiz diplomalılar var. OECD verilerine göre Türkiye’de her dört gençten biri ne eğitimde ne istihdamda ne de mesleki eğitimde. Yapay zekâ çağında en stratejik yatırım artık ne bina ne makine ne de teşvik; insana yapılan yatırım.

Kısacası sanayi politikası ile eğitim ve istihdam politikası birbirinden ayrı düşünülemez.

Hangi sektörlerde büyümek istiyoruz?

Hangi teknolojileri geliştireceğiz?

Beş, on ve yirmi yıl sonra hangi mesleklere, hangi becerilere ihtiyaç duyacağız?

Üniversitelerimiz, meslek liselerimiz ve yaşam boyu eğitim sistemimiz buna göre mi şekilleniyor?

Yoksa gençleri gelecekte karşılığı olmayacak diplomalarla mezun edip ardından onlara “İş beğenmiyorlar” mı diyoruz?

Erken sanayisizleşmeyi önlemek fabrikaları bugünkü halleriyle korumaktan ibaret değildir. Üretimi dönüştürmek, teknoloji düzeyini yükseltmek ve her şeyden önemlisi kendi insanına yatırım yapmak zorundayız. Çünkü bir ülkenin gerçek zenginliği yalnızca toprağında, fabrikalarında ya da sermayesinde değil; insanlarının bilgisi, becerisi, yaratıcılığı ve birlikte üretme kapasitesindedir.

Bugün tartıştığımız siyasi polemiklerin büyük bölümü birkaç hafta sonra unutulacak.

Ama bugün kapanan fabrikalar...

Yapılmayan yatırımlar...

Kaybedilen mühendisler...

Üretimden kopan gençler...

Bunların faturası yıllarca ödenecek.

Çünkü ülkeler üretebildikleri, teknoloji geliştirebildikleri, sanayilerini koruyabildikleri ölçüde güçlü olurlar. Türkiye’nin gerçek gündemi de tam olarak budur.

Схожие новости

#Наименование новостиТональностьИнформативностьДата публикации
1Terörsüz Türkiye... Terörsüz bölge!07.3529-07-2026
2Türkiye’nin geleceği07.929-07-2026
3Siz cumhuriyetle barışın...01023-07-2026
4İş dünyası otomasyon ve rekabet gücü çağrısı yaptı08.924-07-2026
5Türkiye’nin sorunları ‘tek adam’dan büyüktür! - Kaan Eroğuz01028-07-2026
6Bir eğitim muhasebesi - Abdullah Yüksel09.0324-07-2026
7Bambaşka bir Türkiye var0506-06-2026
8Cumhuriyet tarihinde gerçekleşen ekonomik krizler014.7927-07-2026
9TÜRK-İŞ'ten 'bölgesel asgari ücret' çağrılarına tepki: 'Son derece riskli bir öneri'05.9625-07-2026
10Hegemonya Hürmüz’de batarken09.4423-07-2026

Классификация: Мнения. Схожих патентов: 0. Схожих новостей: 10. Тональность: 0. Информативность: 10. Источник: www.cumhuriyet.com.tr.