Tekrarlayan baş dönmesi yaşayan birçok kişi kulak kristalleri ya da boyun fıtığı tanısıyla tedavi görürken, Prof. Dr. Osman Müftüoğlu bu şikâyetlerin arkasında baş ağrısı yapmayan "vestibüler migren" olabileceğine dikkat çekti. Uzmanlara göre hastalık, yıllarca fark edilmeden yaşam kalitesini düşürebiliyor.
Tekrarlayan baş dönmeleri çoğu zaman kulak hastalıkları, boyun fıtığı veya stres kaynaklı sanılsa da, altta yatan neden farklı olabilir.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, Sabah gazetesindeki yazısında, toplumda sanılandan daha yaygın görülen ancak çoğu zaman teşhis edilemeyen vestibüler migrene dikkat çekerek, baş ağrısı olmadan da migren atağı yaşanabileceğini vurguladı.
Prof. Dr. Müftüoğlu'na göre vestibüler migrenin en dikkat çekici özelliği, klasik migren belirtilerinden biri olan şiddetli baş ağrısının çoğu hastada görülmemesi. Hastalar, baş dönmesini; "zemin kayıyormuş", "oda dönüyormuş", "gemide sallanıyormuş" hissiyle tarif ederken, tabloya bulantı, denge kaybı, ışık ve ses hassasiyeti ile hareketle artan şikâyetler de eşlik edebiliyor.
Vestibüler migren nedeniyle birçok kişinin önce kulak burun boğaz, nöroloji ve farklı branşlarda uzun süre tedavi gördüğünü belirten Müftüoğlu, hastalığın sıklıkla kulak kristallerinin oynaması, boyun fıtığı ya da anksiyete ile karıştırıldığını ifade etti. Uzmanlara göre sorun kulağın değil, beynin denge merkezlerinin aşırı hassas çalışmasından kaynaklanıyor.
Araştırmalara göre toplumun yaklaşık yüzde 3'ünde vestibüler migren görülüyor. Ancak tanı güçlüğü nedeniyle gerçek oranın daha yüksek olduğu değerlendiriliyor. Uzmanlar, doğru teşhisin gecikmesi nedeniyle hastaların aylar hatta yıllarca farklı tedaviler görmek zorunda kaldığını belirtiyor.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, vestibüler migreni tetikleyen en önemli faktörlerin kronik stres, yetersiz uyku ve enfeksiyonlar olduğunu belirtti.
Yoğun çalışma temposu, uzun yolculuklar, hormonal değişimler ve aşırı duyusal yüklenmenin de migren ataklarını tetikleyebileceğine dikkat çekildi.
Migren öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksek olsa da, daha önce hiç migren atağı yaşamamış kişilerde de vestibüler migren gelişebiliyor.
Kadınlar, anksiyete veya depresyon öyküsü bulunanlar, kafa travması geçirenler ve genç yaş grubundakilerin risk altında olduğu belirtiliyor.
Vestibüler migren tedavisinde düzenli uyku, stresin azaltılması ve sağlıklı beslenmenin önemli rol oynadığı belirtiliyor. Hastaya göre koruyucu ilaç tedavileri uygulanabilirken, bazı vakalarda magnezyum, B2 vitamini ve Koenzim Q10 desteklerinden de yararlanılabiliyor. Son yıllarda geliştirilen CGRP inhibitörü ilaçların da vestibüler migren tedavisinde umut verici sonuçlar verdiğini aktaran uzmanlar, uygun tedavi yönteminin mutlaka nöroloji uzmanı tarafından belirlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, uzun süren veya tekrarlayan baş dönmelerinin yalnızca kulak kristalleri, boyun tutulması ya da strese bağlanmaması gerektiğini belirterek, özellikle baş dönmesine ışık hassasiyeti, ses hassasiyeti, bulantı ve hareketle kötüleşen şikâyetler eşlik ediyorsa vestibüler migren olasılığının değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Uzmanlar, erken tanının doğru tedavi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti.