Mevcut asgari ücretin yurdun her yerinde açlık sınırının altında kaldığına dikkat çeken emek cephesi, eşitsizlik yaratacak uygulama yerine geçim ücretinin artırılmasını savunuyor.
Faiz, kur ve enflasyon üçgeninde sıkışan iş dünyası, çözüm beklentisinde bölgesel asgari ücret uygulamasını yeniden gündeme taşırken mevcut asgari ücretin yurdun her yerinde açlık sınırının altında kaldığına dikkat çeken emek cephesi ise tepkili.
Yıllardır zaman zaman tartışılan konu iktidara yakın basın organlarında hükümetin sektörel ve bölgesel asgari ücret için çalışmalara başladığını duyurmasıyla yeniden alevlendi. Uygulama iş dünyası tarafından rekabet gücünü korumanın yolu olarak savunulurken dayanak olarak bölgeler arası yaşam maliyeti farkları öne sürülüyor.
Önceki gün açıklama yapan Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) ise “Bu emekçiye de ülkeye de kötülüktür; toplumsal huzuru zedeleyebilecek son derece riskli bir öneridir. Konuşulması gereken, asgari ücretin geçim ücretine dönüştürülmesidir” yorumunu yapmıştı.
ZAMDAN KAÇMAK İÇİNDevrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da Türkiye’de çalışanların yaklaşık yarısının asgari ücret düzeyinde, yaklaşık yüzde 35’inin asgari ücretin yalnızca yüzde 5 üzerinde, yüzde 15’in asgari ücretin altında bir maaşa çalıştığını hatırlattı. Temel sorun asgari ücretin referans haline gelmesiyken bir de yer yer daha da düşürülmesinin kabul edilemeyeceğini söyleyen Çerkezoğlu, şunları ekledi:
“İhtiyaç duyulan asgari ücretin kişi başına düşen milli gelirden adil pay alınmasını sağlayacak ulusal bir tabana kavuşturulmasıdır. Asgari ücretin yaşanabilir bir düzeye yükselmesi ve asgari ücretle çalışanların oranının azalması da örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınmasına bağlı. Farklı bölgeler ve sektörler arasında ücret dengesinin sağlanmasının bir ayağını sendikalaşmanın yaygınlaştırılması, diğer ayağını ise imzalanan toplu iş sözleşmelerinin sendikasız işletmelere teşmil edilmesi oluşturmakta.”
TARTIŞMA DİPSİZ KUYUÇalışma ekonomisi uzmanı Prof. Aziz Çelik, ABD, Kanada ve Hindistan gibi federal sistemine sahip sınırlı sayıda ülkede, bunun dışında Çin’de bölge veya il düzeyinde bu sistemin uygulandığını ama eyalet sistemi olmayan ülkelerde bu uygulamanın “eşit işe eşit ücret” ilkesi başta olmak üzere anayasal kurallar ve eşitlik ilkesi açısından ciddi sorunlara yol açacağını vurguladı. Çelik, tartışmayı “dipsiz bir kuyu” olarak niteledi:
“Metropollerde, aynı kent içinde dahi ilçelere göre ciddi yaşam maliyeti farkları söz konusudur. Bölgelerin sınırının nereden çizileceği teknik değil, tümüyle siyasi bir tercih haline gelmektedir. Konunun gündeme gelmesinin nedeni asgari ücrete zam yapılmasının kaçınılmaz olması ve asgari ücret tespit mekanizmasının tıkanmasıdır. Önce asgari ücret tespit komisyonunun yapısını değiştirmek gibi formülleri gündeme getirdiler. Bunlar tutmayınca yeniden bölgesel asgari ücret tartışmasına döndüler. Sektörlerin ve bölgelerin yaşam maliyetleri ile kazanç yapılarının farklı olduğu bir kandırmacadır. Zaten genel ücret düzeyi bölge ve sektör farklılıklarına göre şekilleniyor. Asgarinin asgarisi olmaz.”
KARŞI OLAN SANAYİCİ DE VARSanayicilerden de mesafeli yaklaşanlar var. Konuyu Cumhuriyet’e değerlendiren TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyon sektör Başkanı Şeref Fayat, bunun 15 yıldır konuşulduğunu, ciddi demografik çalışmalar gerektirdiği için kolay alınacak bir karar olmadığını belirtti. Böyle bir sistemde şirketlerin üretim yerlerini ucuz ücretli illere kaydıracağına dikkat çeken Fayat, “Sonuç olarak sistem amacından sapar. Şu an yapılması gereken esas şey, kalkınması gereken bölgelerde devletin ücret desteğini artırması” diye konuştu.