Sarı-kırmızılı ekip, Yunus Akgün'ün 2. dakikadaki golüyle mücedeleye hızlı başladı. Sonrasında ev sahibi ekip, 7. dakikada Soriba Diaoune ile beraberliği yakaladı. 1-1'in ardından üstün oyununu devam ettiren Lille, 39. dakikada yine Diaoune ile gol bularak öne geçti. Geriye düştükten sonra toparlanan Galatasaray ise 44. dakkikada Aleksey Batrakov'un kafa golüyle beraberliği yakaladı ve soyunma odasına 2-2'lik skorla gidildi. İkinci yarıya etkili başlayan Galatasaray, 52. dakikada Nabil Bentaleb'in kendi kalesine attığı golle yeniden öne geçti. Üstün oyununu devam ettiren sarı-kırmızılı ekip, Victor Osimhen'in 61. dakikada kaydettiği golle durumu 4-2'ye getirdi. Müsabakanın devamında başka gol olmadı ve Galatasaray mücadeleden 4-2 galip ayrıldı. Spor yazarları Cem Dizdar, Serkan Akcan, Tunç Kayacı ve Deniz Çoban Galatasaray'ın Fransa zaferiyle ilgili köşelerinde dikkat çeken yorumlarda bulundu.
22.10.2026 - 10:01
Son Güncelleme 22.10.2026 - 10:01
"Doğruları fazla olan Galatasaray"
Cem Dizdar: "Açılışı gollerle başlayan bir gece önce oynanan maça benzeme riski taşısa da benim sevdiğim gollerden biriyle berabere kapandı devre! Aleksey Batrakov’un boş kaleye golü! Gol öncesi önce birlikte ardından bireysel becerilerin devreye alındığı şahane bir gol. Ancak Lille’in geriden oyun kurulumuyla Galatasaray’ı öne alıp 11 pasla attığı ilk gol de keza öyle. İlk devrede doğruları daha fazla yapan Galatasaray olsa da maç yine de riskli akıyordu. Ancak ikinci devrenin hemen başında önce Gabriel Sara kornerinde sahanın en kısası Lucas Toreira’nın dardan da dar açıdan rakibe de çarpan kafa golü... Ardından ceza sahası önünde kestiği topla hücumu başlatan Abdülkerim Bardakçı’nın orta mesafeli pasıyla başlayıp Lille ceza sahası üzerinden tamamlanan Victor Osimhen golü. O andan itibaren tüm riskler de ortadan kalkmış oldu."
"Pozisyon vermeden..."
Cem Dizdar: "Devamında tempoyu istediği gibi ayarlayan Galatasaray bu devrede rakibine pozisyon vermeden ilk üç puanını kazandı. Düzenli, disiplinli, kopmadan hatta ikinci yarısında rakibi maçtan kopararak oynadı Galatasaray. Bu maçın bir diğer özelliği de moral değerler açısından sıkıntıda olan Fenerbahçe ile bir sonraki maçı oynayacak olmaları elbette. Özellikle Slavia maçının ardından İsmail Kartal’ın bu maçı ‘taraftarla barış maçı’ olarak hayli yüksekten tanımlamış olmasının ardından… Futbolu teknikten, düzenden öte moral değerler üzerinden tanımlayan yurdumuzda ciddi bir kırılma ihtimalini de beraberinde getirdi bu açıklama. En azından Fenerbahçe açısından. Elbette bu iki takımın maçları belirsizliği yüksek maçlardır lakin Galatasaray’ın bu maçtaki düzenli, programlı ve sonuç alan oyunu rakibinin tedirginlik katsayısını yükseltmiş olacak ki, bu da önemli bir veri..."
"Sezon şimdi başlıyor"
Serkan Akcan: "Sporting Lizbon ve Barcelona yenilgileriyle Şampiyonlar Ligi’ne bir türlü başlayamayan Galatasaray için Lille deplasmanında kazanmak yepyeni bir başlangıç olabilir. Şampiyonlar Ligi’nde kural basit; içeride yenilme, dışarıda alacağın her puan seni Play-Off’a taşır. Marcela yenilgisinin ardından Lille’i Fransa’da devirmek, aynı zamanda fikstürü de kırma fırsatı doğuruyor. Çok önemli bir galibiyet aldı Galatasaray sezonun kalan bölümü için. Batrakov için Şampiyonlar Ligi serüveni Lizbon’da kötü başlamış olabilir. Ama Rus futbolcu sezonu iyi toparladı. Geçen hafta Barcelona’ya attığı gol, peşinden dün gece Lille deplasmanında ortaya koyduğu harika performans göz kamaştırıcıydı. Hem kritik bir gol attı hem Osimhen’in attığı golde geçiş hücumunu kusursuz organize etti. Sara bu kadar kötüyken Batrakov’un aldığı sorumluluk hayat kurtarıcıydı. Elbette tek değildi, Torreira da iyi iş çıkardı."
"Hayat kurtarıcıydı"
Serkan Akcan: "Sallai savunmada pozisyon almayı hâlâ öğrenemedi. Macar futbolcunun duruş hataları Şampiyonlar Ligi seviyesi düşünüldüğünde çok can yakıcı oluyor. Lille’nin ilk rakibi karşılarken, duruş hatasını telafi etmek için kendini yere bırakarak faul beklentisiyle hatasını tolere etmek istedi. Ama hakeme inandırıcı gelmeyince takım arkadaşları topu ağlardan çıkarmak zorunda kaldı. Sallai bu saatten sonra pozisyon almayı öğrenebilir mi bilinmez ama en azından kendini yere atmanın nelere mal olduğunu öğrenmiştir. Sara öylesine vasat oynuyor ki şaşkınlıkla izliyoruz. Geçen sezon bölüm bölüm iyi oynamışlığı vardı, özellikle serbest vuruşlar ve duran toplarda orta kalitesiyle fark yaratıyordu. Akan oyunda ikinci toplara gidişi ve tamamlayıcılığı tabelayı değiştiriyor ama ne var ki bu sezon sadece Başakşehir maçında bu performansa çıkabildi. Geçen sezon Ancelotti’nin onu Brezilya Milli Takımı’na çağırdığı dönemi unutmuşa benziyor. Böyle giderse bunu tatlı bir hayal olarak hayatı boyunca anlatır. Dün orta sahada topu rakip kaleye taşımak şöyle dursun, Galatasaray’ın ön alan baskısındaki en zayıf halka olması, takımının savunma zincirinin kırılmasına yol açtı."
"İnancın zaferi"
Tunç Kayacı: "Galatasaray, Lille deplasmanında deyim yerindeyse kükredi... Aslanlar gibi oynayıp, harika bir galibiyetle Şampiyonlar Ligi'ne 'merhaba' dedi. Aslında iki takım için de kırılma maçıydı, çünkü sahaya puansız çıkmışlardı. Daha 2. dakikada Yunus Akgün ile gelen gol, işaret fişeği gibiydi. Sonrasında kalemizde gördüğümüz iki gole rağmen, demoralize olmadan mücadeleye devam eden, ayakta kalan Galatasaray vardı sahada. Özellikle Batrakov çok genç yaşına rağmen şimdiden neler yapabileceğini gösterdi ve ileriye dönük büyük umutlar verdi. Rus yıldız güzel futbolunu harika bir golle de süsleyip, geceye damgasını vuran isimlerin başındaydı. İkinci yarıdaki baskı ve rakibi demoralize eden futbol, Lille'i hatalara zorladı ve peş peşe gollerle 4-2'lik bir zafer geldi."
"Herkes iyiydi"
Tunç Kayacı: "Gerçekçi olmak lazım, ilk iki maç zor rakiplerdi ve iddiamız için bu maçtan puan veya puanlar almak elzemdi. Sanırım takım olarak, teknik kadro olarak bu anlayış iyi özümsenmiş ki sahaya yansıması muhteşem oldu. Dün gece için şu iyi, şu kötü demeyeceğim. Kaleci Uğurcan'dan en uçtaki Osimhen'e kadar herkes inanmıştı ve inancın zaferiydi bu galibiyet. Emeği geçen herkese tebrikler..."
"Devler Ligi hakemi değil"
Deniz Çoban: "Slovenya Futbol Federasyonu'ndan Rade Obrenovic, uluslararası düzeyde çeşitli kulüp ve milli takım maçlarında görev alan bir isim. Ancak tam Şampiyonlar Ligi seviyesinin hakemi değil; bu seviyede görev almasında UEFA Başkanı Aleksander Ceferin ile aynı milliyetten olmasının sağladığı avantajın payı büyük. Mücadele genel çizgisiyle rahat ve olaysız geçti. Hakemi zora sokacak tansiyonlu pozisyon sayısı azdı. Oyuncuların iyi niyetli tutumu ve oyuna duydukları saygı hakemin işini kolaylaştırdı. Yerinde gösterdiği 4 sarı kart dışında ekstra bir sertlik yaşanmadı. Ancak bu sakin havaya rağmen hakemin Galatasaray lehine çaldığı penaltı kararı bu seviye için kabul edilebilir değildi."
"Penaltı büyük hataydı"
Deniz Çoban: "Kaleci Berke'nin, Osimhen'in ayağındaki topu tertemiz söküp aldığı pozisyonda penaltı noktasına yürümesi büyük hataydı. VAR devreye girerek bu yanlış kararı iptal ettirdi. VAR müdahalesi skandaldan dönülmesini sağlasa da Obrenovic'in bu kararı, kendisinin Şampiyonlar Ligi seviyesinin hakemi olmadığını net şekilde gösterdi."
Sıradaki
Haber