Вход на сайт

Просмотр новости

Найдите то, что Вас интересует

Ekonomistler fonlarla risk alanın zararının kamu kaynaklarıyla kapatılmasına karşı

Дата публикации: 21-09-2026 01:00:00

Fon krizine dair tartışmalar makroekonomiye etki edip etmeyeceği, yatırımcı davranışının nasıl şekilleneceği ve en çok da kamuya maliyeti üzerinde yoğunlaştı. Öngörün riskler vergi yükünden stagflasyona kadar uzanıyor.

Основное содержимое страницы с новостью.

Sermaye piyasası işlemlerine ilişkin yürütülen manipülasyon soruşturması ve 131 fonun tasfiye süreci devam ediyor. Ekonomi çevrelerinde tartışmalar; söz konusu krizin makroekonomiye etki edip etmeyeceği, yatırımcı davranışının nasıl şekilleneceği ve en çok da kamuya maliyeti üzerinde yoğunlaştı. Ekonomistler kamu bankalarının tasfiye sürecini yönetmesinin direkt olarak zararların kamuya devredildiği anlamına gelmediğini belirtse de “şeffaflıktan uzaklık” sorununa dikkat çekti. Emlak Katılım Bankası’nın Katılımevim ve Birevim’i satın alacak olması da zararların halkın sırtına yükleneceği yönündeki eleştirileri güçlendirdi.

Soruşturma kapsamında son olarak MASAK’tan Pusula Finans, Tera Yatırım, Hedef Holding ve Bulls Yatırım ile alt şirketlerinin yöneticilerinin son iki yılda yaptıkları yurtdışı kripto ve para transferleri ile tüm hesap hareketlerini başsavcılığa göndermesi istendi. SPK’nin müdahale ettiği 7 portföy şirketinin tasfiye edilen fonlarına direkt yatırımı bulunan 353 bin yatırımcının varlıklarının ne kadar değer kaybedeceği ve ne kadar geri ödeme alabilecekleri ise belirsizliğini korurken kamu enstrümanlarının devreye girmesiyle toplumun tümüne yayılan bir maliyet çıkacağı konuşuluyor. Mahfi Eğilmez de geçtiğimiz gün blogunda yayımladığı yazıda “Birikimi olmayan ya da parasını daha sağlam yatırım araçlarında tutanlar yüksek getiri beklentisinin sağladığı hiçbir avantajdan yararlanmadılar. Risk alanın zararı kamu kaynaklarıyla veya finansal sistem üzerinden topluma yayılırsa asıl adaletsizlik budur” dedi.

HASSAS DENGE ÇAĞRISI 

Konuyu sorduğumuz uzmanlardan Prof. Hayri Kozanoğlu da hassas denge gözetilmesi gerektiğini belirtti, Emlak Katılım ve TVF’nin alımlarına ek olarak “bu süreçteki rezerv satışları ve bol likidite pompalanmasının da bir zarar doğurması olası” dedi.

Olayın dışarıda da güvensizlik yaratacağını ve ülkeden para çıkışını önlemenin yüksek faiz gerektireceğini belirten Kozanoğlu şu risklere dikkat çekti:

“Likidite bollaşması da döviz kurunu baskı altına alır, faiz indirmeyi zorlaştırır. Buna karşın varlık fiyatlarının düşüşünün yaratacağı olumsuz ‘refah etkisi’ talebi ve ekonomik büyümeyi zayıflatır. Bu nedenle Merkez Bankası zor bir durumda.Finansal istikrar ve enflasyon kaygısıyla faizi sabit tutma kararı sonucu, enflasyon içinde durgunluk, bir stagflasyon yaşanma riskini yüksek görüyorum.”

Arda Tunca, varlıkların gerçek değerlerinin üzerinde satın alınması, şirket zararlarının kamu bankalarının bilançolarına taşınması veya bu bankalara daha sonra bütçeden sermaye aktarılması durumunda maliyetin vergi mükellefine yükleneceğini, sürecin şeffaflığının son derece önemli olduğunu vurguladı. Tunca, “Sorumluların mal varlıklarına başvurulmayıp haksız kazançlar geri alınmadan kamu kaynaklarının devreye sokulması adaletsizliktir. Tasarruf sahiplerinin piyasa riskini üstlenmesi ile usulsüzlükten veya kamu otoritesinin denetim görevini yerine getirmemesinden kaynaklı zararlara maruz kalması aynı şey değil. Özel kazançların korunduğu, özel zararların ise toplumsallaştırıldığı bir düzen asla kabul edilemez” dedi. Ayrıca sermaye piyasasına güven azalırsa döviz ve altın talebinin artacağına; kur üzerindeki baskının artması ve rezerv kaybı riskinin enflasyonu olumsuz etkileyeceğine değindi.

Dr. Levent Dölek ise düğmeye basanın devlet değil MSCI olduğunun altını çizerek şöyle konuştu: “BİST bir tür kara listeye girebilir ve daha kuvvetli bir spekülatif atakla daha derin bir finansal çöküş tetiklenebilirdi. Bu şebeke devasa bir hacme ulaşırken zaten sistematik olarak küçük yatırımcıların dolandırılması üzerinden bir kaynak transferi gerçekleştiriyor yani topluma bir maliyet yüklüyordu. Şimdi devletin üstlendiği zararın vergilerle finanse edilmesiyle yeni bir maliyet daha ortaya çıkacak. Esasen borsa kurumu en şeffaf ve kurallı haliyle bile toplum üzerinde yük.”

GEÇ KALMANIN BEDELİ

Dr. Murat Kubilay, küçük yatırımcıların kayıplarının tüketimi bir miktar kısacağını ve yatırım yapmış ticari işletmeler açısından da sermaye kaybı oluşabileceğini belirtmekle birlikte ekonominin genelinde keskin bir etki beklemiyor. Kubilay, “Kamuoyuna çok geç yansısa da finansal piyasalarda zaten bilinen bir durum olduğu için bankalar ve diğer fonlar bu tip fonlardan uzak durmaya çalışmışlardı. Bu da yayılma etkisini azaltıyor. Bugüne kadar geç kalınmış olmasının bedelini ise hem yatırımcılar hem de piyasa ödemiş olacak” dedi.

Схожие новости

#Наименование новостиТональностьИнформативностьДата публикации
1İktidar fon krizini geçici sorun olarak değerlendirse de ekonomiye bedeli ağır olacak: Güven krizi tartışması08.4428-09-2026
2The Economist'ten Türkiye için uyarı: 'Gelişmekte olan piyasa' statüsü risk altında07.5125-09-2026
3Mahfi Eğilmez döviz riskine dikkat çekti: Kur yükselirse ne olacak?07.3523-09-2026
4Fon krizi büyüyor... Kerim Rota Cumhuriyet'e konuştu: 'Her şey göz göre geldi'07.1621-09-2026
5Son dakika... SPK 'fon mağduru' sayısını açıkladı014.9523-09-2026
6Motorin fiyatlarının zamlanması ekonomiyi nasıl etkiliyor? Uzmanlar tek tek açıkladı09.2322-09-2026
7Altında düşüş devam edecek mi? Uzmanların beklentisi belli oldu09.0324-09-2026
8Mehmet Şimşek başkanlığında 131 fon masaya yatırılacak: Yatırımcılara nasıl ödeme yapılacak?010.7724-09-2026
9TÜRKONFED’in zirvesinde ‘Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik Dayanıklılık’ tartışıldı07.7426-09-2026
10Patronlardan rektöre, eski büyükelçiden kamu bürokratlarına uzanan yönetim ağı010.621-09-2026

Классификация: Мнения. Схожих патентов: 0. Схожих новостей: 10. Тональность: 0. Информативность: 10. Источник: www.cumhuriyet.com.tr.