Son dönemlerin ön plana çıkan ana trendi olarak; “jeo-politik gelişmelerin, eko-politik akışları yönlendirmesi” başlığı karşımıza çıkıyor. Hal böyle olunca, artık ve nihayet, kesinleşen bir ABD-İran anlaşması tüm dünyada, sabırsızlıkla bekleniyor.
Fransa’da başlayacak G-7 Zirvesi paralelinde bir imza töreni (dijital ortamda olma ihtimali yüksek!) beklentileri yoğunluk kazanmış bulunuyor. Bu bekleyiş sürecinde, içeride ve dışarıda, göze çarpan güncel eko-politik tespitleri paylaşmak gerekiyor:
TÜİK verileri; enflasyonda katılık; yapışkanlık ve yaygınlık sendromlarının henüz kırılamadığını, dönemsel etkiler arındırıldığında bile, kategorik alt gruplar bazında iyileşme sağlanamadığını, bir kere daha teyit ediyor. Üç yıllık enflasyon-karşıtı program sonunda, sürdürülebilir/korunulabilir/öngörülebilir bir Düşüş TRENDİ (yerleşik eğilim) kulvarına geçil(e)mediği görülüyor.
Gösterge faizini sabit bırakarak, piyasanın ağırlıklı beklentisine uygun karar açıklayan Merkez Bankası’nın, “piyasalara yön gösterici olma” bakımından beklentileri, Haziran karar metni çerçevesinde, gene karşılayamadığı değerlendiriliyor. Özellikle, yılın ilk büyüme rakamları (binde on) göz önüne alındığında gündeme gelen Stagflasyon gerçeği karşısında alınacak vaziyet ve politikalara dair beklenen para politikası tavır ile ifadesine rastlanmıyor.
Yılın ilk çeyreğine ait Cari Denge verileri; geçen ayın aynı dönemine göre dışarıdan gelen yatırım miktarında azalma yaşandığını ortaya koyar iken, ülkemizden dışarıya giden kaynağın, gelen kaynak-yatırımı aştığına işaret ediyor. Cari Denge kaleminin iyileştirilmesi yolunda ilerleme usul ile politikalarının yine ve yeniden yapılandırılması gereği kendisini hatırlatıyor.
Enflasyon hedeflerine ulaşmada yüksek isabet kaydeden Avrupa Merkez Bankası’nın 33 ay sonra ilk kez politika faiz setini arttırmasının, jeo-politik gelişme ve baskılara endekslendiği izleniyor. Büyümede aşağı yönlü, aynı anda, enflasyonda yukarı yönlü çifte savaş etkisinin Avrupa Birliği ve Avro Bölgesi için de etkilerini gösterdiği, Temmuz toplantısı için de aynı adımın tekrarlanacağı yönündeki beklentilerin ağırlık kazandığı not ediliyor.
Benzer şekilde, hafta içi düzenlenecek FED toplantısında da aynı dinamik ile beklenti çerçevesinde hareket edileceği; faiz indirimi opsiyonlarının uzak vadeye öteleneceği yönündeki değerlendirmelere prim tanınmasının yerinde olacağı hatırlatılıyor.
Yüz günlük bir süreci geride bırakan Körfezdeki savaşın; Enerji-Lojistik- Üretim üzerinden adeta “Üçlü Kıskaç” etkisi doğurduğu ve temel karakteristik olarak; “Arz-Tedarik” kaynaklı sınıflandırma içinde değerlendirilmesi gerektiği biliniyor.
Nisan ayından bu yana Sönümlenme aşamasında süregelen savaşın önümüzdeki saatler içinde anlaşma ile sonlandırılması durumunda dahi üçlü kıskaç etkisinin hemen izale edilemeyeceği; kalıcı hasar etkisinin giderilemeyeceği gerçeği can yakıyor. Ancak, anlaşma ihtimali beklentisinin artmasına paralel olarak son üç ayın en düşük düzeyine (87 Dolar) düşen petrol fiyatının; korkulan üç haneli ve/veya İran tarafının tehdit ettiği gibi iki yüz Dolar seviyesine şimdiye kadar erişmemiş olması da dikkat çekiyor. Mevcut senaryo ile 2026 yılının petrol varil fiyat ortalamasının 90 Doların altında kalma ihtimal ve beklentisi ağır basıyor.
2022 yılında Rusya-Ukrayna çatışmasının başlaması ile birlikte 135 Doların üzerini test eden petrol varil fiyatının, Körfez Savaşının hemen öncesinde 70 Dolar üzerinde tutunmaya çalıştığı; sadece yüz içinde yaklaşık %50 prim kazandığını görmek gerekiyor. Çatışmaya start verilmesinden hemen önce gerçekleştirdiği Venezuela operasyonu ile, enerji ürün gamında eksik olan “ağır petrol” metasını da portföyüne ekleyen ABD, Savaş öncesine göre ortalama 25 Dolar yüksek fiyatla günde 2,5 milyon varil petrol satışına ulaştırmış bulunuyor. Şimdi, küresel enerjide dünyanın bir numaralı tedarikçisi kimliği ile enerji lojistiğini yeniden yapılandırmak çabalarını, bu kez Hürmüz kaldıracı üzerinden, kabul ettirme çabasını sürdürüyor. İlgili arka planı anlamak için ortaya koyulan; “ DCGAP ” ve benzeri model ile çerçeve yaklaşımlar şimdi, daha derin kavrama ve analiz yapma imkanlarını ifade ediyor. (*)
DCGAP yaklaşımımızın önemli bileşeni olan Altın özelinde yapılacak değerlendirme üzerinden dahi, jeo-politik gelişmelerin andacında gelişen eko-politik kurguları okuma gayretleri daha gerçekçi bir platforma çekiliyor. 2026 yılına girildiğinde, “çılgın bir yükseliş rallisi” ile iki yıl öncesine göre %200’e yaklaşan bir prim yaparak; 5600 Dolara ulaşan sarı metal, bunun dörtte birinden kısa sürede, son kırk yılın en şiddetli düşüşünü yaşat(a)biliyor; son yedi aylık kazancı bir anda silme etkisini doğuruyor.
Arka plan okumaları ile kapsamlı değerlendirmelere her zamankinden fazla ihtiyaç duyulan; geniş tabloyu ihmal ederek, bilinen ve bildirilen “ezberler” üzerinden hareket etmenin tehlike yaratacağı bir eko-politik iklimde yaşadığımızın bilincinde olmak gerekiyor.
(*) “ Eko-Politik Arka Plan Okuması: DCGAP Kurgusu ”, Prof.Dr.Murat Ferman, 05.04.2026, www.cnnturk.com/Yazarlar
| # | Наименование новости | Тональность | Информативность | Дата публикации |
|---|---|---|---|---|
| 1 | EKO-POLİTİĞİN SERT İKLİMİNDE “FUTBOL İMBATI” | 0 | 5 | 11-06-2026 |
| 2 | ABD-İran hattındaki gelişmeler piyasaları nasıl etkileyecek? | 2 | 6 | 12-06-2026 |
| 3 | ABD-İran barışı piyasalara nasıl yansıdı? | 0 | 5 | 19-06-2026 |
| 4 | Barış anlaşması piyasaları sarstı: Altında dev yükseliş, petrolde sert düşüş! | 0 | 5 | 15-06-2026 |
| 5 | Petrol ve Yapay Zeka Üzerine | 0 | 5 | 02-07-2026 |
| 6 | Kuşak Yol ve ABD’nin asıl hedefi | 0 | 5 | 15-05-2026 |
| 7 | ABD’nin liderlik ‘korkusu’ ve İran’ın paradoksu | 0 | 5 | 03-03-2026 |
| 8 | Yılın ilk anketi: CHP’nin oyu şaşırtmıyor | 0 | 5 | 06-02-2026 |
| 9 | Sanayi İçin Yeniden Sorgula(n)ma Zamanları | 0 | 5 | 22-06-2026 |
| 10 | Sanayi İçin Yeniden Sorgula(n)ma Zamanları | 0 | 5 | 21-06-2026 |