Makale başlığı sıradan bir ifade değildir.
Makale başlığı sıradan bir ifade değildir. CHP’den ayrılan ve YENİ Parti’yi kuran Manisa milletvekili ve CHP’nin eski seçilmiş genel başkanı Özgür Özel’in bugünlerde salonlarda, tarlalarda, fabrikalarda, meydanlarda; velhasıl ülkenin her karış toprağında haykırdığı feryadın ifadesidir.
Bu ifade gibi, içinde tarih barındıran “Tarih tekerrür etmez; tarihten ders alınmazsa hatalar tekerrür eder” ya da bazen dile getirilen “Tarih tekerrürden ibarettir” gibi ifadeleri günlük konuşmalarımızda sıkça tekrarlarız. Tarihsel süreçte politik ve toplumsal olaylara dönük duruş ve tavırlar asırlardır konuşulur ve tartışılır.
Hegel, Marx, Martin Luther King Jr. ve Fukuyama gibi düşünürler, yazdıkları dönemlerde “tarihin doğru tarafında bulunmak” ya da bana kalırsa daha doğrusu “yer almak” ifadesini kendi açılarından irdelemişlerdir. Hegel; özgürlük tarafında, Marx; sınıf mücadelesinde proletarya tarafında, Martin Luther King; adalet ve eşitlik tarafında, Fukuyama ise liberal demokrasi ve özgürlükler tarafında yer alırken ülkemizde Atatürk tarihin neresinde yer almıştır? Öncelikle bağımsızlık ve ulusal egemenlik paradigması “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ifadesinin tarafında yani doğru tarafta yer almıştır.
Tarihteki tarafını bu ifadelerle net belirleyen Atatürk, Türk ulusuna seslenirken “Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir” demiştir. Eserlerinden biri olan CHP’nin yönetimine bugün butlan kararıyla getirilen Kılıçdaroğlu tarihin hangi tarafındadır? Bu sorunun yanıtını nesnel bir analizle yanıtlayalım.
İYİ NİYET TAŞLARI…Öncelikle 2010 yılında kurulan bir siyasi kumpasla CHP Genel Başkanlığı’ndan uzaklaştırılan Baykal’ın makamına o günün gizemli ve sofisitike koşullarına uygun olarak getirilen Kılıçdaroğlu, 2010 -2023 yılları arasında 13 seçim yenilgisiyle tarihin “başarısızlar/kaybedenler kulübü” tarafında yer almıştır.
2010 yılında 174 profesör ve doçent ile 270 mühendis, mimar, avukat, hekim vb. mesleklerden oluşan 450 kişiyi CHP’ye üye yapma etkinliğimiz ile o günün koşullarında tarihin doğru tarafında yer alarak hareket ettiğimizi düşünmüştük. Ancak “tarihin doğru tarafında yer alma” yaklaşımıyla hedeflenen temel ilkeler konusunda çok haklı olunsa da ne yazık ki doğru olduğu düşünülerek yer alınan tarafın lideri konumundaki Kılıçdaroğlu, süreç içinde tarihin çok yanlış tarafında kalmakta ve hatta sokakta ihanetle eşdeğer suçlamalara muhatap olabilmektedir. Biz bilim insanları da her ne kadar mesleki alışkanlıklarımız gereği nesnel davransak da ne yazık ki bazen cehennemin yollarını iyi niyet taşlarıyla döşeyerek katkı sunabiliyoruz. Bunun tarihte (1945’te ABD/Manhattan Projesi’yle geliştirilen atom bombası, insanlığa verdiği yıkım ve Almanya’da 1930’larda bilim insanları tarafından geliştirilen öjeni/üstün ırkı anlayışı ile ırkçılığın insanları aşağılaması gibi) birçok dramatik ve korkunç örneği vardır.
MÜCADELE SÜRECEKCHP’de bugün için Kılıçdaroğlu yönetimi, Atatürk’ün tarihin doğru tarafı olarak tanımladığı CHP çizgisi olan ‘’Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’’ ifadelerinden uzaklaşmış ve seçmen iradesini yok sayan, “saray endeksli butlan” anlayışına teslim olmuştur.
Sonuç olarak, Kılıçdaroğlu yönetimi ile halkta karşılığı olmayan “kaybedenler kulübü” üyesi milletvekilleri ile makam peşinde koşan yandaş TV aktörleri tarihin yanlış tarafını seçmişler ve Atatürk’ün en önemli eserlerinden biri olan CHP’yi geçici olarak siyasallaşmış yargı yardımı ile zapt etmişlerdir.
Büyük Atatürk’ün bu durumu Gençliğe Hitabesi’nde “Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş olabilir…” ifadesindeki derin ve anlamlı tarihsel öngörü, bugünkü süreçteki CHP’nin zapt edilmesini çok iyi tanımlamaktadır. Ancak unutulmasın ki Atatürk ve en önemli eserlerinden biri olan CHP, 1920’lerde antiemperyalist tutumuyla Kurtuluş Savaşı’nı başlatarak nasıl tarihin doğru tarafında yer almışsa ve nasıl ki 16. yüzyılda Engizisyon Mahkemesi karşısında Galileo dünya için “Ama yine de dönüyor” sözünü ifade etmişse bugün de biz bilim insanları olarak diyoruz ki bağımsızlık, özgürlük, ulusal egemenlik, sorgulayıcı eğitim ve demokratik üniversite, laik hukuk, kadın/çocuk ve hayvan hakları temelinde “her şey çok güzel olacak”.
PROF. DR. BEKİR S. KOCAZEYBEK
KLİNİK MİKROBİYOLOG
| # | Наименование новости | Тональность | Информативность | Дата публикации |
|---|---|---|---|---|
| 1 | Çerçeve yasa | 0 | 7.51 | 01-08-2026 |
| 2 | Türkiye’nin sorunları ‘tek adam’dan büyüktür! - Kaan Eroğuz | 0 | 10 | 28-07-2026 |
| 3 | Geçmişin ışığıyla geleceği okumak | 5 | 6 | 01-04-2026 |
| 4 | At yarışı bahsinde Demirören ortaklığı | 0 | 10 | 01-08-2026 |
| 5 | Cumhuriyet Pazar bu hafta da dopdolu! | 0 | 11.34 | 01-08-2026 |
| 6 | Kemal Kılıçdaroğlu yandaşları eliyle de mi dibe çekiliyor? | 0 | 9.37 | 28-07-2026 |
| 7 | Allah taksiratını affetsin! | 0 | 10 | 01-08-2026 |
| 8 | Çıkış yolu ne? - Ülgen Zeki Ok | 0 | 10 | 21-07-2026 |
| 9 | Gün ardından gün doğar! | 0 | 8.92 | 01-08-2026 |
| 10 | ‘Tecavüzcü Coşkun’ lakabının ardındaki gerçek! Coşkun Göğen yıllar sonra bilinmeyenlerini anlattı | 0 | 5 | 09-07-2026 |